|
Süper besinler
Süper besinler adı altında önemli bir
konuya değinmek istiyorum. Hepimiz sağlığımızı korumak, vücudumuza
gereken değeri vermek için en optimum dengeyi bulmak için arayış
içerisindeyiz. Beslenme bilimi de aynı arayış içerisinde. Ancak beslenme
biliminde sadece tek bir besine ümit bağlamak yok. Dünya bilimi sağlıklı
beslenmenizde yer vereceğiniz süper besinlerin çok sağlıklı olduğu
kanısında… Yoksa yeterli ve dengeli beslenemeyen bir birey bu besinlerden
istediği kadar yesin maalesef çok etkin değil. Sağlıklı yaşamın destekleyicisi
olan bu besinleri yeterli ve dengeli beslenmenize ekleyin. Bu besinler
kilo vermenize değil içerdikleri güçlü antioksidanlar, bitkisel kimyasallar
sayesinde kronik hastalıklardan korunmada etkin.
İsterseniz süper besinler neler bunlara göz atalım.
Keten tohumu:
Keten tohumunun içerdiği omega 3-6-9 gibi yağ
asitleri sayesinde; vücut sıcaklığının korunması, sinir
sistemi, dokuların korunmasını sağlamaktadır. Yağ asitleri; kan
damarlarının genişlemesi, kolesterol metabolizması ve diğer kritik
bio-kimyasal fonksiyonlar dahil çeşitli vücut prosesleri için
gerekli olan prostaglandinlerin üretimi için
de çok önemlidir. Prostaglandinler hormon benzeri maddeler olup;
bağışıklık sistemi, üreme, kalp-damar ve sinir sistemi gibi sistemlerin
fonksiyonlarının düzenlenmesine yardım ederler. Çeşitli bilimsel
araştırmalar göstermiştir ki; omega-3 yağ kaynaklarının
tüketimi koroner kalp hastalıklardan ölüm riskini büyük ölçüde
azaltmaktadır. Keten tohumu omega-3 serisi temel
yağ asitlerinden Alpha Linolenic Acid’den zengindir.
Birçok çalışma bu yağ asitlerinden zengin beslenen bireylerde
kötü kolesterolü (LDL) ve kandaki trigliseridleri düşürmeye
yardımcı olduğu yönündedir. Aynı zamanda kalp krizine veya damarda
veya kalpte kanın pıhtılaşmasını da önlediği bilinmektedir. Keten
tohumu yağı; menopoz ile ilgili bazı semptomlara (sıcak basması,
vajinal kurumadan dolayı oluşan mantar enfeksiyonları) ve
PMS’ e (Menstural kramplar veya adet öncesi sendromlar) iyi
gelmektedir. İçeriğindeki iltihap giderici ajanlar romatoid artrit,
sedef, allerjilerde iyileştirici güce sahiptirler. Keten tohumu
yağı, kronik kabızlığa karşı da kullanılır. Çok etkili müshil
ilaçlarının sürekli kullanımda bağırsak mukozasını tahriş ettiği
ve organizma için gerekli olan minerallerin (özellikle potasyum) azalmasına
yol açtığı biliniyor. Halbu ki keten tohumu kullanımında bu tür
yan etkiler söz konusu değildir. Çünkü keten tohumunun müshil
etkisi mekaniktir. Mide mukozası iltihabı ve ülseratif kolitlerde
faydalıdır. İçeriğindeki lignan (SDG) anti-kanser
özellikli bir madde olup; öncelikle göğüs, kolon (kalın bağırsak) ve
prostat kanserine karşı koruyucu, kanserli hücrelerin büyüme
hızını yavaşlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendiricidir. Salatalarınıza,
yoğurt ve çorbalarınıza günde 2 yemek kaşığını geçmeyecek şekilde
kullanmanızın faydaları bulunmaktadır.
Kefir:
Türklerin Orta Asya at sütünden kımız, keçi sütünden kefir yaparak
tamamen süt ürünlerini farklı formda kullanılmış şeklidir. Kefir
de yoğurt gibi fermente bir süt ürünüdür. Bekletildikçe tadı ekşir
ve çok az olan alkol oranı artar. Kefirin bilinen bir zararı yoktur.
Çok nadir olarak bazı kişiler yeni başladıklarında fazla kefir
içmeye tahammül edemezler. Bu kişiler kefir miktarını yavaş yavaş
artırmalıdır. Bazı kişiler toksinlerden temizlenirken toksinlerin
geçtiği dokularda bir takım rahatsızlıklar oluşabilir. Kısa bir
süre sonra, toksinler vücut dışına çıkacak ve kişi kendini çok
iyi hissedecektir (iyileşme krizi).
Kefirin tadını ve kıvamını ayarlamak için ne yapayım?
Kefiriniz tatlı ise ve ekşi seviyorsanız mayalanma süresini 48 saate
kadar uzatın. Kefir ekşidikçe faydası artar. Ayrıca alkol miktarı
da artar. Tatlı kefir istiyorsanız mayalanma süresin 24 saatten fazla
uzatmayın ve kefiri buzdolabında saklayın. Kefirinizin daha katı
olmasın istiyorsanız ayırdığınız kefir ayranını birkaç saat buzdolabında
tutun. Ne kadar kefir tüketmeliyim?
Ne kadar yoğurt yiyorsanız o kadar. Önce bir çay bardağı için sonra
miktar gittikçe arttırın. Genellikle 250-1000 mL kadar tüketilmektedir.
Müzmin hastalığı olan kişilerin en az bir litre kadar kullanması
tavsiye edilmektedir.
Kefir ile yoğurdun farkları nelerdir?
Her ikisi de sütün fermantasyonu sonucu elde edilir. Görünüş olarak
birbirlerine çok benzerler Yoğurt prebiyotiktir yani probiyotiklerin
üremesini artırır. Kefir probiyotiktir. Yani kendisi yararlı mikroorganizmadır.
Yoğurtta mikroorganizma olarak sadece bifidobakterler ve laktobasiller
bulunur. Kefirde ise bunlara ilaveten Lactobacillus Caucasus, Leuconostoc,
asetobacter ve streptokok gibi bakteriler ile Saccharomyces kefir
and Torula kefir gibi mantarlar bulunur. Sonuç olarak evde yapılan
yoğurt sağlığınız için çok iyidir kefir ise ondan da iyidir. Kefir
tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır.
Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1
vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi
yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks
vitaminlerinin emilimini de artırır. Kefirin içinde bulunan özel
bir madde nedeniyle kronik hepatit, mültipl skleroz hastalıklarda
tedavi edici niteliğe sahip ucuz ve doğal bir seçenektir. Bilindiği
gibi Asya, Afrika ve Amerika kökenli (kızılderili) kişilerin büyük
bir bölümünde hayatın ikinci yılından sonra süt şekerine (laktoz)
karşı tahammülsüzlük gelişir (karın ağrısı, gaz çıkartma vb) Kefir
laktoz intoleransı olan kişiler için ideal bir içecektir. Kefirdeki
bakterilerin ürettiği laktaz süt şekerini sindirir. Kefirin laktozu
düşürme özelliği yoğurttan fazladır. Çünkü yoğurta sadece ki probiyotik
(L. bulgaricus and S. thermophilus) varken kefirde kırkın üzerinde
probiyotik bulunur. Kefir iki kere mayalanırsa mevcut laktoz düzeyi
sıfıra yaklaşır. Kefir hafif bir sinir yatıştırıcı ve depresyon azaltıcıdır.
Hafif bir gevşeme ve uyku hali verir. Kefirin depresyonu azaltıcı
etkisi triptofan, magnezyum ve kalsiyum içeriğinin yüksek olmasına
bağlanmaktadır. Benzer özellikler yoğurtta da mevcuttur.
Çikolata:
Şişmanlatıcı ve sağlığa zararlı olduğu nitelendirilen çikolatanın
yakın zamanda içerdiği antioksidan fenoller içeriği nedeniyle insan
beslenmesindeki yerini korumuştur. İçerdiği ksantin adındaki bileşikler
sayesinde kalbi ve kasları uyarıcı, kalbe giden damarlarda genişletici
özelliği bulunmaktadır. Günde 3-4 küçük top veya 3-4 küçük parçacık
hem mutlu eder hem de kakao yağında bulunan stearik asit içeriği
sayesinde kan kolesterolünüzün en azından yükselmemesine yardımcı
olursunuz.
Zencefil:
Hipokrat tarafından da ilaç olarak kullanılmış olan zencefil kan
hücrelerinin bir araya toplanmasını ve damarda pıhtı oluşmasını
dolayısıyla damar tıkanıklığını önlediği bilinmektedir. Zencefil
aspirin gibi çalışarak romatizma ağrılarını ve iltihabı azalttığı
bildirilmektedir. Yemeklerinizde maydanoz, dereotu vb gibi çeşni,
salatalarınıza değişik bir tat verici olarak kullanılabilinir.
Şarap:
Aslında alkol tüketmeyenler için kesinlikle alkol kullanmalarını
sağlıklarını koruyucu etki gösteren etkenleri bilseler dahi tüketmelerini
istemiyorum. Ancak düzenli alkol alımı yapan bireylerin özellikle
şaraba ve siyah biraya renk veren fenol bileşiklerinin kalp sağlığı
açısında olumlu etkileri nedeniyle erkeklerde 2 kadeh, kadınlarda
1 kadehi geçmemeleri koşulu ile sosyal yaşamlarına eklemelerini
öneririm. Günde 1 kadeh kırmızı şarabın yeterli ve dengeli bir
beslenmeyle beraber alındığında kolesterolü düşürdüğü, HDL yani
iyi huylu kolesterolü yükselttiği bildirilmektedir.
Yulaf kepeği:
İçerdiği beta-glukan nedeniyle safra asitlerinin bağırsaklardan
emilimini önleyerek kolesterolü düşürdüğü, barsak fonksiyonlarını
içerdiği kepek nedeniyle düzenlediği bulunmuştur. Ancak buğday
ve pirinç keğeğide kolesterol ve tansiyon düşürücü etki sağlamaktadır.
Günde 2 yemek kaşığının üzerinde tüketmemeği öneririm. Çünkü kepekten
de çok fazla tüketim önemli minerallerin vücutta kullanımını engellemektedir.
Mürdüm
eriği:
Mürdüm eriğindeki sorbitol ve pektin denilen maddeler bağırsaklar
da iyi bir şekilde sindirilmemekte ve kolesterolü yapısına bağlayarak
dışarı atılmasına neden olmaktadır. Kaliforniya Üniversitesinde
yapılan bir çalışmada yüksek kan kolesterolüne sahip hasta grubuna
4 hafta boyunca diyetlerine ek olarak günde 12 adet mürdüm eriği
eklemenin kolesterol düşürme hızında çok etkili olduğu bulunmuştur.
Kereviz:
Kerevize özel kokusunu veren fitalid adlı maddenin kandaki stres
hormonlarını azalttığı, bu yolla damarların gevşemesine ve tansiyonun
düşmesine yardımcı olduğu buna ek olarak kan kolesterolünün düşürmede
de etkili olduğu bildirilmiştir. Unutmayın kerevizin saplarında
daha fazla fitalid bulunmaktadır yemekleri hazırlarken köklerini
ve saplarında daha fazla yararlanın.
Kırmızıbiber:
Özellikle tatlı kırmızı biber ülser ve tansiyon tedavisinde oldukça
etkilidir. Karetenoid, flavanoid, esans yağları ve bol miktarda
C vitamini içermesi bu etkiyi sağlamakta, buna ek olarak kolesterolün
düşmesine de yardımcı olmaktadır. Ayrıca kırmızıbibere acı tadını
veren kapraicin çok kuvvetli bir antioksidan olup hem kalp hastalıklarına
hem de kansere karşı koruyucu etki gösterir.
Soya
fasulyesi:
Soya fasulyesi oldukça ilginç bileşimlere sahip bir kuru baklagildir.
Kalp sağlığı üzerine hergün yeni bir etkisi bildirilen soya güçlü
omega 3 yağ asidi içeriği, yüksek oranda glisin ve arginin aminoasitlerini
içermesi, lesitin, saponin ve isoflavonların bulunması yüksek kolesterol
düzeyini hızla düşürdüğü bildirilmektedir.
Sarımsak:
İçerdiği alil di sülfatlar, potasyum, fosfor, selenyum ve A vitamini
sayesinde birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Dizanteri,
tansiyon ve kolesterol-trigliserid yüksekliği, kan pıhtılaşması
tedavilerinde oldukça etken olan sarımsağı günde en az 3-4 diş
yemek gerekmektedir.
Hangi sebze ve meyvede hangi fitokimyasal madde bulunur, sağlık
üzerine etkisi nedir?
Bürüksel lahanası, brokoli, karnabahar, şalgam ve beyaz lahanada
isotiyosiyonat, indoller, tioller ve sülfaranlar, soya fasulyesinde
isoflavonidler, yeşil çay ve kırmızı şarapta ise fenoller bulunur.
Bu kimyasal bileşikler tümör oluşumunu durdurup, kanserden korurlar.
Taze ve kuru soğan, sarımsak ve pırasada allil sülfidler bulunur.
Bu kimyasal maddeler, bakteri oluşumunu önleyici, tansiyon düşürücü,
oksidasyonu önleyici ve tümör oluşumunu durdurucu etkisi bulunmaktadır.
Domates, domates salçası, kırmızı biber, karpuzda laykopen bulunur.
Kanseri koruyucu ve oksidasyon önleyici özelliği bulunmaktadır.
Havuç, kayısı ve kivide karotenler vardır. Karotenler, koroner
kalp hastalığı, kanserden koruyucu, oksidasyonu önleyici, tümör
oluşumunu durdurucu etkisi vardır.
Domates, maydanoz, kivi, çilek koumarik asit içeriğiyle karaciğerde
toksik maddelerin oluşumunu, oksidasyon ve peroksidasyon önleyici,
tümör oluşumunu durdurucu etkisi bulunmaktadır.
Çilek, elma, kavun, greyfurt ve böğürtlende ellajik asit ve fenol
içeriğiyle, HIV, virüslerden koruyucu, karaciğeri yenileyici, oksidasyonu
önleyici etkisi bulunmaktadır.
Ananas, böğürtlen ve mürdüm eriğinde ferulik asit, ağrı kesici,
kanser ve karaciğeri koruyucu etki gösterir.
|
|